Ulaşım tanımı
Examples of Ulaşım in a sentence
Ulaşım kazaları, doğal afetler (deprem, su baskını, yıldırım, çığ düşmesi, heyelan, volkanik patlama, meteor düşmesi, güneş patlaması, tsunami, obruk oluşumu vb.), yangın veya ciddi salgın hastalıkların baş göstermesi, karantina, aşırı yağış nedeniyle yolların kapanması vb.
Taahhüdün (ilave işler nedeniyle meydana gelebilecek artışlar dâhil) yerine getirilmesine ilişkin her türlü Ulaşım, Pilotaj, Römorkaj, Nakliye, Sigorta, Vergi, Resim ve harçlarla her türlü masraflar ile genel hizmetler sözleşme bedeline dâhildir.
Ulaşım Koordinasyon Merkezi toplantılarına ayrıca gündemdeki konularla ilgili üye olarak belirlenmeyen ulaşım sektörü ile ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından ihtisas meslek odalarının temsilcileri de davet edilerek görüşleri alınır.
Ulaşım imkanları açısından gerek toplu taşıma araçları gerekse özel araçlarla ulaşım iyi niteliktedir.
İşletme tarafından öğrenciye aşağıdaki sosyal haklar sağlanacaktır (Yemek, Ücret, Yatacak Yer, Ulaşım vs..
Yol kenarı yardım organizasyonu Ulaşım 50km / İşçilik 1/2 saat Aracın çekilmesi 500 TL Aracın kullanılamayışı nedeniyle konaklama 150 TL / Gece Max.
Ulaşım sektöründe telematik uygulamalarının asıl amacı, her türden trafik modu için geçerli bir dizi yönlendirme ve bilgi mekanizması aracılığıyla, trafiğin ekonomik ve çevresel açıdan bir bütün olarak en iyi hale getirilmesinin yanı sıra, yol kullanıcılarına sunulan sistemlerin iyileştirilmesidir.
Ulaşım toplu taşıma veya özel araçlarla kolaylıkla sağlanabilmektedir.
Ulaşım sektöründe sözlü taciz ve halktan cinsel taciz de yaygındır, özellikle biletleri kontrol etmekten ve ücretlerden kaçmayı durdurmaktan sorumlu işçiler için.
Ulaşım İstanbul-İzmit Karayolundan bağlantı ▇▇▇▇ ▇▇▇▇▇ Yanyol Caddesi aracılığı ile sağlanmaktadır.